Doğada atık diye bir şey yoktur. Bir canlının atığı, başka bir canlının besinidir. Toprağın oluşum sürecinde sürekli devinim halindeki döngüler vardır. Çok karmaşık bir ağı basit ve doğrusal bir şekilde tanımlamak gerekirse; bitkiler topraktan besin maddeleri çekerek gelişir, bunlar otobur hayvanlar tarafından tüketilir, otobur hayvanlar etoburlar tarafından avlanır ve sonunda etoburların vücudu ayrıştırıcılar sayesinde yeniden toprağa karışarak bitkileri besler. İnsan kaynaklı organik atıkların doğadakine benzer döngülerle dönüştürülmemesi ve bu atıkların ne yapılacağının bilinmemesi ciddi sorunlar doğurur. Kısaca, atık, kullanılmamış bir kaynaktır ve kirlilik, bu kullanılmamış kaynakların birikmesiyle oluşur.


2 çeşit atık vardır.Şimdi bunlara bir bakalım. 


Organik atıklar; yani bitki ve bahçe artıkları, mutfak atıkları, kağıt ve karton gibi malzemeler, kısa bir sürede çözünerek doğaya yeniden kazandırılabilecek değerli kaynaklardır. Üstelik bu değerler, kendi evimizde bile yapabileceğimiz kompost yöntemleri sayesinde hızla toprağa geri döner. Eğer bahçeniz varsa, bu geri kazanımın bitkileriniz için yapabileceğiniz en iyi şey olduğunu söyleyebiliriz. Böylece hem atık sorununu azaltılmış, hem de sorun haline gelecek bir şeyi faydalı bir çözüme dönüştürmüş oluruz.


İnorganik atıklar; yani mineraller ve fosil yakıtlar ile üretilen metal, cam, plastik gibi malzemeler, bakteri ve mantarlar tarafından çürütülemediği için doğaya kolayca geri dönemez. Bunlar ancak güneş, sıcak, soğuk, don, yağmur, rüzgâr gibi aşındırıcı etkenlerle uzun zamanda doğaya karışır.


Ayaklarımızın altındaki yer; kaya, toprak ve alüvyondan çok daha fazlasıdır. Her metrekaresi bileşimi, yapısı, barındırdığı ve desteklediği canlılar açısından benzersiz olabilir. Bazıları, belirli mineraller açısından zengin kayaçlar içerir; diğerleri ise hava ve suyla dolu bitki kalıntıları bakımından zengindir.


Toprak, biyoçeşitliliğin genellikle ihmal edilen bir alanıdır; ancak küçük bir toprak parçası bile minik organizmalardan mantarlara ve solucanlara kadar değişen ve her biri toprak ekosisteminin işleyişinde hayati rol oynayan canlılarla iç içe olabilir. Ayrıca, besinlerin bitkilerin alabileceği şekillere girerek biyokütlenin karbon oluşturup depolamasına izin verdiği alan da burasıdır. Ayrıca, muhtemel içme suyumuz, yer altı suyuna doğru yaptığı doğal arıtma yolculuğuna da burada başlar.


Hava kirliliğinin, başta insan sağlığı olmak üzere görüş mesafesi, materyaller, bitkiler ve hayvan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. Katı yakıtlar ve akaryakıt gibi karbonlu maddelerin tam yanmamasından meydana gelen katı ve sıvı parçacıkların bir gaz karışımı olan duman, hava kirliliğinin bir çeşitlidir ve görüş uzaklığını azaltıcı bir etkiye sahiptir. Hava kirliliğinin, sanatsal ve mimari yapılar üzerinde tahrip edici ve bozucu etkisi vardır. Bitkiler üzerinde ise öldürücü ve büyümelerini engelleyici olabilmektedir. Bu nedenle hava kirliliği hem canlıların sağlığı açısından, hem de ekonomik yönden zarar vericidir. Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri, atmosferde yüksek miktardaki zararlı maddelerin solunması sonucu ortaya çıkar. İnsanların sağlıklı ve rahat yaşayabilmesi için teneffüs edilen havanın mutlaka temiz olması gerekir. Havanın doğal yapısını bozan ve kirleten maddelerin başka bir deyişle kirli havanın solunması, özellikle akciğer dokularını tahrip edici ve öldürücü olabilmektedir. Solunum yolu ile alınan hava içerisindeki parçacıklar ve duman, teneffüs esnasında yutulur ve akciğerlere kadar ulaşır.


Üzerinde yaşadığımız toprak, soluduğumuz hava, içtiğimiz su bizim atıklarımızın birikmesi ve kirlilik oluşturması nedeniyle yok oluyor. Hayat bitiyor, farkında değiliz. 


Her birey kirliliğin azaltılması, önlenmesi konusunda canla başla çalışmalı ve doğanın, dünyanın kurtuluşuna destek vermesi gerekmekte. Eğer toplu olarak mücadele etmezsek sonumuz geliyor demektir.

Saygılarımla



Fatih Güleç / @fenniziraatci