Gerek ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum, gerek büyük kentlerin karmaşık, yoğun ve yorucu kalabalığı gerekse güvenli ve sağlıklı beslenebilme kaygısı büyük kentlerde yaşayan bilinçli beyaz yakalıyı sakin, doğa içinde, toprakla yaşamaya yöneltiyor.

Kimsenin hevesini baltalamak istemem ancak gözlemlediğim bu şehirden köye kaçışın öyküsünü yayımlamanın orada yapacağı tarımsal faaliyetten daha fazla gelir getirdiğidir. Elbette çok başarılı olanlar vardır ancak bu başarı irdelendiğinde sağlam bir sermayeye dayandığı görülecektir.

Yukarıda belirttiğim gibi başlangıç için iyi bir sermayeye gerek vardır. Bu yerleşeceği araziyi satın almak veya kiralamaktır. Satın alma veya kiralama yetiştireceğiniz ürünü ve ilerleyen yıllarda yetiştirmeyi planladığınız ürün desenlerini belirler. Örneğin, satın alırsanız tam verime geçmeleri sekiz ile on yılı bulan meyve ağaçları dikebilirsiniz, çok yıllık yonca, lavanta, kekik gibi istediğiniz bitkiyi yetiştirebilirsiniz, kiralarsanız her an gidecekmiş gibi tek yıllık bitkilerle uğraşabilirsiniz.

Meslek hayatım boyunca izlediğim kadarıyla köye dönüşler genelde Akdeniz- Ege kıyılarına yapılıyor. Size buralarda yüzlerce amatör çiftçi bulabilirim. Ancak Kırşehir Mucur’da köye yerleşen bir öğretmen hanımefendi haricinde Anadolu’ya yerleşene rastlamadım. Tabii eğer dededen miras toprak kalmadıysa...

Sermayeyi bulduktan sonra yer seçmek gerekir. Bu seçimde öncelikle yetiştirmeyi düşündüğünüz ürün etkilidir. O nedenle şehri terk etmeden önce hayalinizdeki ürünler hakkında detaylı bilgi sağlamanız şarttır. İklim, yağış, sıcaklık, güneşlenme, su gereksinimlerini iyice öğrenmeniz gerekir. Konum seçerken elinizdeki bu bilgilerle hareket etmelisinizdir. Ayrıca araziye ulaşım, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişim etkenlerini de göz önünde bulundurmalısınız.

Konumu belirledikten sonra yapacağınız en olumlu şey komşu faaliyetlerini dikkatlice gözlemleyip bu izlenimleri ajandanıza kaydetmenizdir. Tarımda deneyim önemlidir. Bu ajanda sizin rehberiniz olacaktır. Hangi işlemi neden, nasıl ve ne zaman yaptığınız gibi sorunların yanıtlarını not almalısınızdır.

Düzenli gelirle, maaşla yaşamaya alışmış insanlara tarımsal faaliyetler sonucunda üretilen ürün satıldığında gelir elde edeceklerini hatırlatmalıyız. Sende bir veya iki defa görebileceksiniz demektir. O da her şey yolunda gider ve beklediğiniz verimi alırsanız.

Bu nedenle aldığınız araziye adım attığınızda ekosistemle işbirliğine açık olmalı, onu bir iş ortağı olarak görmelisiniz. Arazinin yetiştirmeye karar verdiğiniz ürün için hazırlanması, ekeceğiniz tohum veya fide ücretleri, işçilik masrafları, alet ekipman gereksinimleri, eğer kullanacaksanız ilaç gübre tutarı, ürün sigorta ücretleri, eğer gerekliyse sera yapım malzemeleri, sulama bedeli, harcanacak enerji maliyeti, hasat, ambalajlama, nakliye ve depo masrafları gibi harcamaların siz ürünü satmadan peşinen cebinizden çıkacağı gerçeğini de kabul etmelisiniz. Bu yüzden yetiştireceğiniz her ürün için bir maliyet analizi yapmalı ve şartları sağlayabiliyorsanız üretmelisiniz.


Saygılarımla



Fatih Güleç / @fenniziraatci